Peri tozu olmadan uçmak

Posted by encore on Eyl 21, 2009 in Genel |

Hayata geri döndürene bir teşekkürdür.

kimi zaman bir boğulma tehlikesinden kurtarır, kimi zaman en karamsar anlardan..

sonuçta hep iyiye doğru bir gidiş vardır ve bazen hayatın aslında “o”na borçludur.

işte böyle bir insandır kahramanım benim.

ve herkesin kahramanı kendinedir.

Hani sıkıldığınız bir anda ekşisözlüğe girip entry’den entry’ye geçersiniz ya işte öyle bir anda bunkum’un bu yazısı geldi önüme . Herkesin bi kahramanı vardır diye düşünmüştüm hep.Bu hayal aleminde olsada hayatından bir kişi olsada,  ya da bir masal kahramanı olsada ama mutlaka insanın içini ısıtmalı. Dilara’nın Kemal amcası  yada benim ne zaman okusam keşke hayatımda böyle biri olsa dediğim James Barrie gibi..

Nerden mi esti ,  filmlerini hiç kaçırmadığım Johnny Deep’in annemle oturup tekrar izlediğimiz Düşler Ülkesi filminden sonra Peter Pan’dan çok Peter Pan’a kalemiyle hayat veren kişinin aslında benim kahramanım olduğunu farkettim. Filmin işlenişi Marc Foster imzası taşımasının yanında filmde ki kahramanların aslında birebir gerçek hayattan uyarlanmış olması beni küçük bi araştırma yapmaya teşvik etti. Ama ilk once filmden bahsedeyim.  Oyunun tiyatroda ki ilk gösteriminde yaşanan bir olayın filmde gösterilmesiyle; her koltuk sırasında yetimhaneden getirttiği çocukların yeri olması ve salonun çocuk gülücükleriyle dolması olayına takdir etmekten çok ,verecek tepki bulamadım. Daha sonra James Barrie’nin  4 çocuk annesi bi kadına yıllar sonra mutluğu getirmesi ve ona onu rahatsız etmeden aşık olmasını çok beğendim. Çok insan başaramazdı o şartlarda ve halen de bir çok insan bunu başaramıyor, bi insana aşık olurken onu rahatsız etmemek , değer verirken ilgilenirken sınırlarını çizmek işte bunu yapıyordu James Barrie. Filmin sonunda ise o kırmadan dökmeden sevdiği kadını kaybettiğinde dahi babasını hiç tanımadığı çocuklara değer vermek. Filmin en güzel kısmında buydu herhalde .O insanı varlığında severken yokluğunda bu sevgiyi yetim çocuklarına aktarması. Gerçekten güzel bi 90 dakika geçirdim  ve bu sure aralığı kişinin gözünde canlandırdığı kahramanı kağıda döken kişinin yaşantısı bana Peter Pan’I unutturup kendisine yaklaştırdı. Biyografisinde okuduğum kadarıyla Barrie’nin Peter Pan sayısız tiyatroda yayınlandıktan ve ülkenin çoğu bölgesinde tanındıktan sonra telif haklarını “Great Ormond Street Hospital for Sick Children” hastanesine devretmiş olması , düşüncemi teyit etmiş oldu. Bu son derece cömert yardım kimbilir kaç hasta çocuğun iyileşmesini sağladı ve aradan seksen yıl geçmesine rağmen sağlıyor.

İnsan kahramanını seçerken peri tozu olmadan da uçabilen yada insanı uçurabilen birilerini bulması gerektiğini şimdi daha iyi idrak ediyorum. Ailecek oturup izlenesi bir film olduğunu daha öncede dile getirmiştim burda da yazıyorum. Fırsat bulursanız DVD olarak alın izleyin izletin :)

Yorum yapın

XHTML: You can use these tags:' <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Copyright © 2010 Taha Durmaz All rights reserved.
Taha'nın Masası Teması v theme from tahadurmaz.net.